Geçtiğimiz haftasonu Gezgin Kitabevi’nin düzenlediği kitap mezatında iki cilt halinde tertip edilmiş bazı evraklar da görücüye çıktı. Evrakların nasıl intikal ettiğini şimdilik bilmiyorum, ama izini sürüyorum. Ama muhtevasını ve kime ait olduğunu biliyorum. Evraklar, Orhan Şeref Apak’ın ve muhtemelen kendisinin derlediği evraklar. İki cilt halinde hazırlanmış, her biri tek tek sayfalara yapıştırılmış belgeler. Önemli bir bölümü eski yazı. Orhan Şeref Apak’ın bir bölümü dönemin spor basını ile gerçekleştirilen şahsi yazışmaları dışında evrakın önemli bir bölümünü Ankara takımları ile ilgili olanlar oluşturuyor. Gençlerbirliği, Ankaragücü, Altınordu [Ankara’da Altınordu İdman Yurdu adıyla mukim olan] hakkında zengin belgeler var. Toplamda 500 kadar evrak ile 20-30 kadar resimden mürekkep evrak-ı metruke 2000 TL’den satışı çıktı ve talip olan çıkmadığından satılamadı. Doğrusu -hâlâ- bu evrakın bir kişisel arşive girmesindense Türkiye Futbol Federasyonu’nun ya da bir Ankara kulübünün arşivine girmesini isterim. Ama dürüst olalım, olacak iş değil!
Dediğim gibi evraklar arasında kulüplerin federasyona yazdığı resmi yazılardan, federasyonun kulüplere yazdıklarına; gazete kupürlerinden, şahsi yazışmalara; Ankara takımları arasında çıkan sorunlar ve çözümlerine ilişkin anlaşmalara varana kadar çeşitli belgeler var. Eh, serde Gençlerbirliklilik var, örnekler de Gençlerbirliği örneği olacak haliyle, kusura bakılmaya. Ama bir taş atmadan da edemeyeceğim. Daha önceden de biliyordum ama bir kere daha görmüş oldum. Ankaragücü evraklarında “Kuruluş: 1926” ibaresi dikkat çekiyor… Gençlerbirliği evrakına gelince: Sözgelimi bunlardan biri Gençlerbirliği Spor Kulübü’nün federasyona yazdığı bir yönetim kurulu kararı tebliği. Karara göre kulüp üyelerinden ikisi değişik mekânlarda dedikodu yapmaları, kulübe yakışmayacak hal ve tavır içinde oldukları gerekçesi ile ihraç edilmiş. Bir gazete kupürü ise Gençlerbirlikli Asım ile ilgili. Asım Bey yaşının ilerlemesine karşın Gençlerbirliği’nde gençlere taş çıkartırcasına oynamayı sürdürmektedir. Ancak yönetim, yaşı ilerlemiş bu sporcuyu oynatmak istememektedir. Takımın adına yakışır biçimde gençlerden kurulması istenmektedir. Ama Asım da iyi futbolcu olduğundan bir karar alıp da takımdan uzaklaştıramazlar. Asım da “oğlum Gençlerbirliği’nde futbol oynamaya başlayana kadar oynamayı sürdüreceğim” diyerek yönetimi az biraz alaya alır. Asıl bomba ise muhabir arkadaştan gelir: “Bu açıklama üzerine Gençlerbirliği yönetimi Asım’ın oğlunun dördüncü yaşgününü büyük şenliklerle kutlamıştır!”
Evrak arasında dikkatimi çekenlerden biri ise kişisel merakımı kaşıması bakımından benim için önemli. Bu evrak Ankara’da 4 Temmuz 1920 tarhinde kurulan Altınordu’nun marşı. Bildiğimiz kadarı ile ilk kulüp marşı Fenerbahçe’nin. Rüştü Dağlaroğlu şöyle diyor: “Türkiyenin en sevilen kulübü olduğundan, Fenerbahçe için sayısız marş ve nazımlar yazılmıştır. Kuruluş devrinin ilk marşı, İstibdat rejimi dolayısiyle, yok edildikten sonra ikinci marşı büyük şair ve edip Süleyman Nazif merhum, İngilizler tarafından sürüldüğü Malta dönüşü 1923 de yazdı. İşgal yıllarının düşman karşısındaki Fenerbahçe zaferleri arasında kaleme alınmış bu marşı en başa alırken, büyük Türk evlâdını da rahmetle anarız.” [Meraklısı için: Güfte ve bestesi Necip Celal’e ait 1948 tarihli Fenerbahçe Marşı] İlk futbol plağı da 1931 yılında Odeon tarafından çıkarılan “Fenerbahçe Hatırası”. Mehmet Alkan’ın verdiği bilgiye göre Cumhuriyet Gazetesi’nde 26 Mayıs 1931 günü yayınlanan ilanda, “Fenerbahçe Şampiyonluk Hatırası-1931” adlı 78 devirli plak için, “Şampiyon takımın büyük muvaffakiyeti şerefine, maruf bestekarlarımızdan Muallim Kazım Bey’in bestelediği methiye, bir hatıra olmak üzere Odeon plaklarına okunmuştur” ifadesi yer alıyor. [Tafsilatı için: Mehmet Ö. Alkan. “Fenerbahçe’nin Sesli Şampiyonluk Tarihi-1: ‘Fenerbahçe’nin Şampiyonluk Hatırası-1931...’ Fenerbahçe No:25 (1 Mart 2005) s.44-46.]

Elimizdeki belge ise -cep telefonu ile çekilmiş kötü bir resmini de utanmadan yayımladığımız gibi- daktilo ile yazılmış üç kıtalık bir marş. 12 Ocak 1936 tarihini taşıyan marşın yazarı, Yahya Çetiner. Muhtemelen bir bestesi yok. Kayda geçmesi temennisi ile…
Altınordu Marşı
Koşuyoruz bir hızla yükselmek için ancak
En önde gidiyoruz her spor alanında
Altın Ordu sesleri gökleri dolaşacak
kalblerde yaşayacak, duyulacak her yerde
Tarihsel adımızla anılırız her yerde
Lacivertle kırmızı işlemiş kalbimizde
Hedefimiz ilerde parlayan bir güneştir
Koşarız ona doğru bir tek vücut olarak
Gençlerimiz ok gibi yaratılan ateştir
Birden fırlar ileri yayından boşanarak
Tarihsel adımızla anılırız her yerde
Lacivertle kırmızı işlemiş kalbimizde
Türküz damarımızda Türk kanını taşırız
Ulusal benliğimizi yüceltiriz her yönden
Başımız kaldıkça şanlı ay yıldızımız
Nur kaparız hepimiz büyük baş Ata Türkden
Tarihsel adımızla anılırız her yerde
Lacivertle kırmızı işlemiş kalbimizde
12. 1. 1936
Yazan: Yahya Çetiner
Dediğim gibi evraklar arasında kulüplerin federasyona yazdığı resmi yazılardan, federasyonun kulüplere yazdıklarına; gazete kupürlerinden, şahsi yazışmalara; Ankara takımları arasında çıkan sorunlar ve çözümlerine ilişkin anlaşmalara varana kadar çeşitli belgeler var. Eh, serde Gençlerbirliklilik var, örnekler de Gençlerbirliği örneği olacak haliyle, kusura bakılmaya. Ama bir taş atmadan da edemeyeceğim. Daha önceden de biliyordum ama bir kere daha görmüş oldum. Ankaragücü evraklarında “Kuruluş: 1926” ibaresi dikkat çekiyor… Gençlerbirliği evrakına gelince: Sözgelimi bunlardan biri Gençlerbirliği Spor Kulübü’nün federasyona yazdığı bir yönetim kurulu kararı tebliği. Karara göre kulüp üyelerinden ikisi değişik mekânlarda dedikodu yapmaları, kulübe yakışmayacak hal ve tavır içinde oldukları gerekçesi ile ihraç edilmiş. Bir gazete kupürü ise Gençlerbirlikli Asım ile ilgili. Asım Bey yaşının ilerlemesine karşın Gençlerbirliği’nde gençlere taş çıkartırcasına oynamayı sürdürmektedir. Ancak yönetim, yaşı ilerlemiş bu sporcuyu oynatmak istememektedir. Takımın adına yakışır biçimde gençlerden kurulması istenmektedir. Ama Asım da iyi futbolcu olduğundan bir karar alıp da takımdan uzaklaştıramazlar. Asım da “oğlum Gençlerbirliği’nde futbol oynamaya başlayana kadar oynamayı sürdüreceğim” diyerek yönetimi az biraz alaya alır. Asıl bomba ise muhabir arkadaştan gelir: “Bu açıklama üzerine Gençlerbirliği yönetimi Asım’ın oğlunun dördüncü yaşgününü büyük şenliklerle kutlamıştır!”
Evrak arasında dikkatimi çekenlerden biri ise kişisel merakımı kaşıması bakımından benim için önemli. Bu evrak Ankara’da 4 Temmuz 1920 tarhinde kurulan Altınordu’nun marşı. Bildiğimiz kadarı ile ilk kulüp marşı Fenerbahçe’nin. Rüştü Dağlaroğlu şöyle diyor: “Türkiyenin en sevilen kulübü olduğundan, Fenerbahçe için sayısız marş ve nazımlar yazılmıştır. Kuruluş devrinin ilk marşı, İstibdat rejimi dolayısiyle, yok edildikten sonra ikinci marşı büyük şair ve edip Süleyman Nazif merhum, İngilizler tarafından sürüldüğü Malta dönüşü 1923 de yazdı. İşgal yıllarının düşman karşısındaki Fenerbahçe zaferleri arasında kaleme alınmış bu marşı en başa alırken, büyük Türk evlâdını da rahmetle anarız.” [Meraklısı için: Güfte ve bestesi Necip Celal’e ait 1948 tarihli Fenerbahçe Marşı] İlk futbol plağı da 1931 yılında Odeon tarafından çıkarılan “Fenerbahçe Hatırası”. Mehmet Alkan’ın verdiği bilgiye göre Cumhuriyet Gazetesi’nde 26 Mayıs 1931 günü yayınlanan ilanda, “Fenerbahçe Şampiyonluk Hatırası-1931” adlı 78 devirli plak için, “Şampiyon takımın büyük muvaffakiyeti şerefine, maruf bestekarlarımızdan Muallim Kazım Bey’in bestelediği methiye, bir hatıra olmak üzere Odeon plaklarına okunmuştur” ifadesi yer alıyor. [Tafsilatı için: Mehmet Ö. Alkan. “Fenerbahçe’nin Sesli Şampiyonluk Tarihi-1: ‘Fenerbahçe’nin Şampiyonluk Hatırası-1931...’ Fenerbahçe No:25 (1 Mart 2005) s.44-46.]

Elimizdeki belge ise -cep telefonu ile çekilmiş kötü bir resmini de utanmadan yayımladığımız gibi- daktilo ile yazılmış üç kıtalık bir marş. 12 Ocak 1936 tarihini taşıyan marşın yazarı, Yahya Çetiner. Muhtemelen bir bestesi yok. Kayda geçmesi temennisi ile…
Altınordu Marşı
Koşuyoruz bir hızla yükselmek için ancak
En önde gidiyoruz her spor alanında
Altın Ordu sesleri gökleri dolaşacak
kalblerde yaşayacak, duyulacak her yerde
Tarihsel adımızla anılırız her yerde
Lacivertle kırmızı işlemiş kalbimizde
Hedefimiz ilerde parlayan bir güneştir
Koşarız ona doğru bir tek vücut olarak
Gençlerimiz ok gibi yaratılan ateştir
Birden fırlar ileri yayından boşanarak
Tarihsel adımızla anılırız her yerde
Lacivertle kırmızı işlemiş kalbimizde
Türküz damarımızda Türk kanını taşırız
Ulusal benliğimizi yüceltiriz her yönden
Başımız kaldıkça şanlı ay yıldızımız
Nur kaparız hepimiz büyük baş Ata Türkden
Tarihsel adımızla anılırız her yerde
Lacivertle kırmızı işlemiş kalbimizde
12. 1. 1936
Yazan: Yahya Çetiner



0 yorum:
Yorum Gönder