Bülent Gürsoy'un yazısından http://pikniktedomivole.blogspot.com/2009/09/kura-cekimi-heyecanyms-hh.html (ya adam tek bir kelimenin altında linki yazdı biz beceremedik...) esinlenerek.Ben baştan belirteyim ,bu yazıda geçen tüm karakterler (Zidane,Metin Tekin Bünyamin Gezer ve Alex hariç) birer kurgudan ibarettir...2004 yılındaki bir yazının da "remix"idir. (dönüp dolaşıp aynı şeyi yazıyor denmesin!)
***
Bir taşın vuruş gücü nedir,kaç kuş vurur ? Üç kuş vurulur mu ?
Bir taşın vuruş gücü nedir,kaç kuş vurur ? Üç kuş vurulur mu ?
Eşinizin/kız arkadaşınızın arkadaşlarını seçme şansına sahip değilsiniz,çeyiz gibi onunla beraber gelirler.Size inat çoğu sizin takımdan değildir ve yine çoğu futboldan anlamazlar ve yine o çoğunluk “madem anlamıyoruz bari susalım” demezler fikir yürütürler .Hatta sıkışınca “ ay futboldan değil ama seyretmekten nefret ediyorum” derler !
Hanımlar ısrar ederek erkekleri ikna edebileceklerine yürekten inanırlar.
“Hayatım,nereden bileyim bu hafta maç olduğunu ? Her hafta var diye bir kural mı var ? Söz verdim, geliriz dedim.Bak Aylin kaç zamandır davet ediyor bizi .Kesin o kadar hazırlık da yapmıştır.Ben sordum onlarda da digitürk varmış.Orada seyretsen benim hatırım için.Hem kocası Harun ile de tanışırsınız,çok esprili birisidir.”
İçinizden “Ooh ne güzel ,ne zamandır maç seyrederken esprili biriyle tanışayım diyordum” derseniz ama hanıma “bak senin için nelere katlanıyorum,kıymetimi bil” bakışınızı atar ve “peki” dersiniz, “gidelim görelim…”
Hanım’da içinden şöyle diyerek tek taşla üç kuş vurmanın zaferini kutlamaktadır:
1) Benim dediğim oldu işte ! Otoritem tekrar kanıtlandı ve kuvvetlendi !
2) Aylinlere gidiyoruz.Çok özledim.
3) Hem o da maçını seyredecek.Çok akıllısın be kızım !
Çok çeşit yemek yapan Aylin sizi kapıda karşılar ve aklınca size yaranmak için sorular sormaya başlar : “Hasta Fenerbahçeliymişsin ? öyle mi?”
Böylesi bir soruya verilecek, ilk dakikada tüm ilişkileri gerecek cevaplar olsa da kibarlık gereği sessiz kalıp bıyık altından gülümsemek bu gibi durumlarda işe yaramaz. Futbolu tren gibi seyredilecek ,Fenerbahçe’yi yeni gelin gibi tutulacak bir şey zanneden kişi veya kişilere cevap verilmez,susacakları ümit edilerek sahte bir gülüşle baş sallanır.
“Ben bu işten de anlarım,hatta anlamam taraftar bilem sayılırım” düşünce yapısındaki kişi veya kişiler ve bilhassa dişiler susma ve sizi rahat bırakma haklarını kullanmazlar :
“ama bak gör (nereye bakayım ?) bu sene biz şampiyon olacağız hahahaaa ,bozulmak yok ama !” diye uzattıkça uzatırlar.
“ama” bu gece en çok ve en gereksiz kullanılacak bağlaç olacaktır.
“ama bak gör (nereye bakayım ?) bu sene biz şampiyon olacağız hahahaaa ,bozulmak yok ama !” diye uzattıkça uzatırlar.
“ama” bu gece en çok ve en gereksiz kullanılacak bağlaç olacaktır.
“Hasta taraftar mısın?” sorusu, “ama biz şampiyon olacağız” kızdırması sonrası sadece laf olsun diye sorular başlar:
-Kimle oynuyor Fener ?
-Fener kiminle oynuyor bilmiyorum.Fenerbahçe Sebatspor ile oynuyor
-Nası yani ? …Ayy şimdi anladım .Ay sende Harun gibisin ,acayip şakacısın.Çok çok iyi anlaşacaksınız kesin...ama şeyi sormak istiyorum Sebat kaçıncı ?
-İkinci. Bu sene şampiyonlar ligine gidiyor.Barcelona ve San Antonio Spurs ile oynayacaklar
-Hadi ya ,bravo onlara .Sebat Antalya takımı mıydı ? Yok yok, ben Side ile karıştırdım galiba.Geçen sene biz Harun’un annesinin Side’deki devremülküne gittik,çok şirin bir yer .Ama yazın çok sıcak oluyor.
Tek olumlu gelişme Harun ortalıkta yoktur.
Murphy kanunu , felaketler tek başına gelmezler. 18.50’de Harun tenisten gelir ,sizinle tanışır.Hanımlar aralarında “Sen Mutlu’yu hatırlar mısın ? o daha evlenmemiş biliyor musun ? Evet hani coğrafya dersinde kusmuştu” gibi bir “back to school” konusuna gömülmüşlerdir.Harun ile teke tek kalıverirsiniz.
19.00’da maç başlar ve 19.03’de Aylin “hadi ama yemeğe geçelim soğumasın” der. Siz maç seyretmek istediğinizi en kibar lisan ve en alımlı jestler ile söylersiniz ama nafile
Aylin sorar :
-Ne kadar kaldı maçın bitmesine ?
-Devre arasıda dahil 102 dakika ama uzatmalar ile sen 110 diye düşün
-Çok güzel ızgara tavuk budu yapmıştım ama…
Eşinizin “beni rezil ediyorsun,kız o kadar hazırlanmış,masaya gelip buradan seyretsen ölür müsün” bakışına Bünyamin Gezer (mesela 2004 yazısında bu yoktu !) tadında bir karşı bakış atarsınız …
Aylin,o tavuk ızgarayı yedirmeden rahat edemeyeceğinden sehpa üzerine amerikan servis ile ,Harun' ve size minik bir sofra kurmaya başlar ve zırt pırt önünüzden geçer.
-Kimle oynuyor Fener ?
-Fener kiminle oynuyor bilmiyorum.Fenerbahçe Sebatspor ile oynuyor
-Nası yani ? …Ayy şimdi anladım .Ay sende Harun gibisin ,acayip şakacısın.Çok çok iyi anlaşacaksınız kesin...ama şeyi sormak istiyorum Sebat kaçıncı ?
-İkinci. Bu sene şampiyonlar ligine gidiyor.Barcelona ve San Antonio Spurs ile oynayacaklar
-Hadi ya ,bravo onlara .Sebat Antalya takımı mıydı ? Yok yok, ben Side ile karıştırdım galiba.Geçen sene biz Harun’un annesinin Side’deki devremülküne gittik,çok şirin bir yer .Ama yazın çok sıcak oluyor.
Tek olumlu gelişme Harun ortalıkta yoktur.
Murphy kanunu , felaketler tek başına gelmezler. 18.50’de Harun tenisten gelir ,sizinle tanışır.Hanımlar aralarında “Sen Mutlu’yu hatırlar mısın ? o daha evlenmemiş biliyor musun ? Evet hani coğrafya dersinde kusmuştu” gibi bir “back to school” konusuna gömülmüşlerdir.Harun ile teke tek kalıverirsiniz.
19.00’da maç başlar ve 19.03’de Aylin “hadi ama yemeğe geçelim soğumasın” der. Siz maç seyretmek istediğinizi en kibar lisan ve en alımlı jestler ile söylersiniz ama nafile
Aylin sorar :
-Ne kadar kaldı maçın bitmesine ?
-Devre arasıda dahil 102 dakika ama uzatmalar ile sen 110 diye düşün
-Çok güzel ızgara tavuk budu yapmıştım ama…
Eşinizin “beni rezil ediyorsun,kız o kadar hazırlanmış,masaya gelip buradan seyretsen ölür müsün” bakışına Bünyamin Gezer (mesela 2004 yazısında bu yoktu !) tadında bir karşı bakış atarsınız …
Aylin,o tavuk ızgarayı yedirmeden rahat edemeyeceğinden sehpa üzerine amerikan servis ile ,Harun' ve size minik bir sofra kurmaya başlar ve zırt pırt önünüzden geçer.
Bu arada Harun “ben küçüklükten beri futbolu sevmem, hiç de anlamam, pek takım da tutmam ama Fenerbahçe'yi de sevmem.Avrupa’da oynarsa tutarım ama.UEFA Kupasını aldı diye Galatasaray’ı severim ..” diye konuya zank diye girmiş ve küçüklükten beri sadece tenis oynadığını,yıllarca tenis dersi aldığını,bölge birinciliklerinde madalyaları olduğunu tek düze sesiyle anlatmakta, “sen rahatsız olma seyret maçını.Haa bak bu tenis raketini karfurdan aldım,acayip indirim var.Worldcard’in varsa git sen de al" diye raketini göstermekte ve "sen tenis oynuyor musun ?” diye taciz etmektedir.
İkinci yarının 13.müsabakanın 58.dakikasında Aylin “Beyazlar mı Fener ?” der ve size evde yaptığı tiramusu’dan ikinci tabak vermek için önünüzde dikilir. “teşekkür ederim çok doydum,tanıdığım en iyi ahçılar sıralamasında Zeynep’den sonra 2.sıradasın ve şu anda tam önümdesin” dersiniz.Aylin yine “ama” kullanır : “ama tatlı harikaaa” Barajı açmak için 2.tabağı kabul edersiniz...
İkinci yarının 13.müsabakanın 58.dakikasında Aylin “Beyazlar mı Fener ?” der ve size evde yaptığı tiramusu’dan ikinci tabak vermek için önünüzde dikilir. “teşekkür ederim çok doydum,tanıdığım en iyi ahçılar sıralamasında Zeynep’den sonra 2.sıradasın ve şu anda tam önümdesin” dersiniz.Aylin yine “ama” kullanır : “ama tatlı harikaaa” Barajı açmak için 2.tabağı kabul edersiniz...
ve beklenen an !
Gol gelir ayağa fırlarsınız.
Aslında iyi niyetli olan Aylincik de sevinir ve sorar “Fener mi attı ?” Harun da ısrarla golü kimin attığını sorar…Aylin devam eder “ama bu sene cimbom şampiyon olacak.bak gör ,kesin ! Aslında ben küçükken Metin Tekin’e aşıktım ama…”
Maç biter ,çok zor şartlarında alınan bu üç puan çok değerlidir..Harun maçın bitimiyle 3 kutu tenis topu getirmiş size nereden aldığını anlatmaktadır.
Veda edip ayrılırken hiç tenis oynamadım demenize rağmen Harun sizi gelecek hafta sonu Çatalca’daki evlerine tenis oynamaya çağırır.Hafta sonu trafikte Çatalca’ya boris beker’in korsan kopyası Harun ve ‘ama Aylin’ ile görüşmeye gitmekten daha daraltıcı ne olabilir sorusunu kendi kendinize sorar bir türlü cevap bulamazsınız
Aylin,kapının yanında Harun’un elini tutarak ama kendini tutamayarak konuşmaya devam eder: “ama erken gelin,havuza da girelim”

Aklınıza Zidane gelir,kafa attığı için artık ona kızmadığınızı tam tersine hak verdiğinizi düşünürsünüz…
Eşiniz ,“kaba davranışlarından nefret ediyorum” bakışı ve göz pınarlarında akmayı bekleyen yaşlarla kapısını açtığınız asansöre kırmızı kart gördükten sonra çıkış tünenle giren deplasman futbolcusu gibi hızla biner.
Aynı dakikalarda Aylin ve Harun arasında amansız ve ‘amalı’ bir diyalog vardır.
-Ya ama var ya,adam tam bir hologram.Nasıl bağırdı gol olunca.Kaba ,rezil ,ayı ,hayvan herif.Zeynep’e acıdım valla.Ama var ya çok zor yani .Bir ömür geçmez bununla…
-Holigan olduğuna katılmıyorum Aylin. Biz çok iyi anlaştık.Hatta hafta içi de buluşup tenis oynayacağız.Penaltı atılırken söz verdi.Çok kafa bir adam bence.
- Tatlıya da yemediler ama...
Zeynep asansörde “bana hiç değer vermiyorsun,bir daha seninle bir yere gitmeyeceğim” diye ağlamaya başlar.Ona sarılma girişiminizi omzuyla iterek ve tek kelimeyle “bırakkk” diyerek engeller.Hani bazen sizin takımın stoperi bir adama dalar,sonra özür dilemeye gider adam onu tersleyince de “eee ne halin varsa gör “ gibisinden bir tavır sergiler ya,işte ona özenirsiniz…
Zaman tavır zamanı değildir.
“Zeynepciğim kaba davrandığımı biliyorum.Maç günleri çok gergin oluyorum.Seni de yakın arkadaşının yanında istemeden çok kırdım.Kusura bakma ne olur.Müsade edersen senden özür dilemek istiyorum” denir.Burun soluma hızı azalan Zeynep “peki” der,öpülmesine izin verir.
Konu kapandı sanılırken :
“O zaman haftaya Çatalca’ya gidelim.Artık haftaya da maç falan deme.Siz de Harun ile tenis oynarsınız .Ben senin tenis oynadığını bilmiyordum ”
Arabada içinizden ve çok içten bağırırsınız :
“Giren Harunlara çıkan Harunlara nasıl koydu ‘ama’ Alex De Souza ,Alex De Souza oooo”



2 yorum:
Abi aslinda cok da kotu degilmis. Harun'un takiminin 11'ini sayamayan ama sampiyon olunca tura cikip sana "buyuk sampiyonu alkislayin hehehe" yazan bir Galatasaray taraftari oldugunu dusun. Bir de futboldan hic anlamayan, lig Aralik'ta mi basliyor diye soran, uzerine sizi her gordugunde muhabbeti "Fenerbahce sikecidir, Fenerbahce rezildir, Fenerbahce hakemleri alir"la baslatan tipler var dunyada. Basima geldi ama oturup boyle sizin gibi keyifli bir yazi yazamam haklarinda, simdi yorum yazarken bile aklima geliyorlar ve urperiyorum. 3 cumleden sonra kufurlerle donatirim yaziyi 'holigan ayi' olurum durduk yere.
Bana "ama" lı cümle şunun için kurulur; kombinem olduğunu, arada deplasmanlara da gittiğimi, stada, salona her yere gitmeye calistiğimi duyan birinin uzaylı görmüş gibi bakarak söylediği ilk şey "nası yani ama sen kızsın" olur. O an Bruce Lee uçan tekmesi attığımı hayal eder rahatlarım.
Yorum Gönder